Ağustos 31, 2012

buraya mı iç döküyorduk?

değişik günler yaşıyorum, hadi canım dedirten cinsten.
Ve bi anlık gaflete yenilsem yenileceğim sanıyor insanlar.
Halbuki vaktiyle yaşadıklarımı hiç bilmiyorlar bir de çocuk gibi uyarıyorlar! sanki benim beynim yok, sanki ben düşünemiyorum.
Hal böyle olunca kafam çarşamba pazarı gibi karışıyor. Acaba mı diye?!
Yani eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak böyle bi şey olmalı.
İlahi adalete inandık, oldu. Fakat ters oldu.
Bu pişmanlık hissini neden uğruna bunca satırlar karalayıp gündüzleri gecelere karıştırdığın değil de yüreğinde yer edindiremediğin başkaları yaşıyor diye aklından geçirmiyor değil insan...
Yine aynı kafa, aynı ben. Şen gittim yaslı geldim. Güldüm eğlendim olası mutluluklara neden olmasın? dedim. İmkanlarım elvermedi, yüreğim kabullenmedi, içimden bir ses aklını başına al dedi sonra...
Yalnızlık güzel şey de insanın canı gecenin bir vakti çikolata isteyince temin etmesi zor oluyor bildiniz mi?
Başkaları o olamayacak kadar eksik, o ise kendinde beni bulamayacak kadar bahanelere yenik.
Benimkisi bir aşk hikayesi değil de deli kızın çeyizi adeta. Kafam bir sandık olaydı içi örümcek ağı bağlardı yeminle.
Neyse neticede o dönmedi, onda o yürek yok. Varsa bile bana ait değil, bakın burda hemfikiriz artık.
O değil de ; Özleyince buraya mı yazıyorduk şimdi? Hah, siz bilin ben de içimi dökeyim sonra bitsin gitsin. Azcık ucundan özledim. Oh. İşlem tamam. En azından kendime dürüstüm.
Ama bunların hiç biri o adamın benim yaşadığım şehre başkası için geldiği gerçeğini değiştirmiyor. Herkes ben olsa keşke, beyin bedava.
Nasıl alışıyor insan her şeye, kesseler acımıyor tabir-i caizse. Sonrası ben işte, tahtası noksan bir insan evladı.
Neyse, yalnızlık çok güzel siz de gelsenize.

Şimdi sevgilisinin kıymetini bilmeyenler falan var diyordum ya, o öyle değilmiş bi sakin olalım şimdi. Başta cezbeden sonra böyle tövbestağfurullah bi şey oluyor. Sürekli kıyas yapa yapa mala baglıyorsun afedersin. Sanki o papatya bunlar osuruk çiçeği ey yarabbi.
Bu tamamen sorun sende değil bende sendromu.
Başka türlü çıkış yolun yok, ama nasıl çirkin nalet bir his oy dağlar dağlar.
Bu sebeple bir kez daha diyoruz; yalnızlık çok güzel, gelmeyin hiç orda kalın siz tamam mı. mutlu mutlu.

Bayram tatilimi hiç aklımda yokken sivas'ta geçirdim, her şey spontane gelişti babamın hadi bayramı bizimkilerle geçirelim demesiyle kendimi bir anda köyde buldum. Zaten bu sene neyi ummadıysam başıma geldi. Temiz hava doğa otlar inekler kuşlar böcekler güzeldi diyemicem çünkü SIKILDIM. İnternet desen lütfen çekiyor, özgürlük anıtı gibi telefonu tutman lazım, hal böyle olunca da o kol bi süre sonra işlevini kaybediyor tabi.
Neyse, en azından köy havası çektim içime mis mis mübarek sonracıma dağlara tırmandım, kayalıkların üstünde poz verdim taşlar ayağımın altından tıkır tıkır yere çakılırken ben bi de yandan al diye komut vermekle meşguldüm. Bu da bir anımdır işte.
Bu arada kuzenimle eşine misafirliğe gittim kalmaya. O bizim mutfaktan suyunu almaya üşenen kız bir dediğimi iki etmedi, enişte desen gezmelere götürdü gönlümü bir hoş eylediler dsgfdfhg Mutlu oldum onların mutluluğundan, sonra döndüm kendime dedim ki; kızım sen bekarsın bekar kal.(YEMEDİ)
Size çok değişik bir şey söyleyeceğim şaşırıcaksınız bak valla, YİNE rejime başladım ben. Çok şaşırdınız değil mi? Ben de öyle düşünmüştüm zaten.
Adeta şişelerde balık oldum, gecem gündüzüm ayran şişesiyle geçiyor. Çalkalaya çalkalaya kas yaptım. Şimdi efenim ayran faydalı bir şey dediler aldık! Kobayız ya biz.
Bunun yanısıra boş vakitlerimizi pınarbalı yani turuncumasallar ile geçiriyoruz, müzmin bekarlık ve bahtsız bedevilik yoluna baş koyduk, gerekirse bu uğurda seniha& meliha kardeşleri örnek alacağız işte o kadar.
Kendisi blog arkadaşım olmakla beraber aynı zamanda erkek olsaymış ruh eşim de olurmuş dediğim bir insancağız. Benim bu hüsran dolu hikayemde bir kahveyle başlayıp kırk yıl kazandığım bir dostum oldu. Ne diyeceğimi unuttum aslında bakmayın kıvırıyorum sdfdasdfgsd
Neyse, burdan dayımgillere de selam ederim.
Yazamamın sebebi özlem dolu yazılarımla yüzleşmemekti aslında. Ama insan öyle bir ihtiyaç duyuyor ki belli değil. Susamışım gibi yazdım, sizi özledim okumayı özledim yazmayı özledim. Özledim oğlu özledim.
Hayat güzel, kuşlar uçuyor. Kış geliyor, artık geceleri üşümeye başladım yakında yorgana terfi edebilirim falan. Hayat hep aynı yani.
Koca yazı klimayla serinleyerek geçirdiysek koca kışı da kahve fincanıyla ısınarak geçirmeyi biliriz biz.
sevgili kalbim; allah seni kalp değil de göz falan yarataymış da anlayaymışsın kendinin anlam ve önemini.Ama nerde, ot sevdin bok yedin. Oh mis.

Uzaklardaydın, oracıkta; öbür kıtada
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


hepinizin beyninden kendi çenem adına bir özrü borç bilirim.
yazdım rahatladım.
sevgiler :)


2 yorum:

Adsız dedi ki...

öyle içten anlatmışsın ki, bi çırpıda okuyuverdim, özlemişim be kuccukkurbam:) anllattıklarına gelince, ne desem eksik kalır..susayım ben iyisi mi..

alkım doğan dedi ki...

üşengeç kuzenler sonradan pek hamarat oluveriyorlar valla. ben de şahidim:)

bu arada yorganla yatmaya başlamak ne güzel bir şeymiş! ben güneydeyim hala ve bir dal kıpırdayınca öyle mutlu oluyorum ki...

 
blog design by suckmylolly.com

Template Modified and Brought to you by : AllBlogTools.com blogger templates