Ölüm ne enteresan şey,
Her şeyden önce hiç bilmediğin bi yerde tek başınasın yanında yol iz bilen yok herkes düşmüş başının çaresine falan, bence hayatın garip olması kadar ölüm de çok garip...
Hatta bir son değil yeni bir başlangıç olacak kimilerine üstelik!
Bu konu nerden aklıma geldi bilmiyorum ancak iki üç gündür içimde bir sıkıntı bir memnuniyetsizlik, hatta köpekler gibi yorulana kadar gezmeme rağmen hala şu kafam kazan gibi dolu ya hayret bişey kendime!
Ulan diyorum ölümlü dünya, bok mu var da adamla sürekli didişiyosun? İnsan olmayı dene accık diyorum kendime, bi süre egomu devredışı bırakabiliyorum.Ama sonra? Üzüntülerden üzüntü beğeniyorum kendime.En son diyorum o üzmüştü yine seni,ne çabuk unuttun? Aradı mı sordu mu? Ne yaptım ben niye sessizsin niye aramıyorsun dedi mi?
Yine acıların çocuğu olarak sahneyi küçük ceylan'dan bozma ruh halime bırakıyorum...
İyi de ben onu üzmesem de o beni yine üzer ki.
Derdim gurur falan da değil aslında.En sevdiğin tarafından incitilmek var ya; bence küfürden daha ağır.Ama karşındaki hayvan, bilhassa altını üstünü çiziyorum HAYVAN olduğu sürece sen zırlarsın o da bundan zevk alır,ya da tutar sana' ağlamandan da bıktım artık! ' diye zırvalar.
'Ağzına sıçayım senin ayı mı oynatıyorum da sıkıldın' demek istersin; ama diyemezsin.
Yine ağlarsın, hep ağlarsın, ota boka, karanlığa aydınlığa ağlarsın...

Kendimi kalabalıklar ortasında yalnız hissediyorum.Hatta hissetmekle kalmıyorum, yalnızım.
Mutluluklarım, kaygılarım, üzüntülerim, heyecanlarım... hepsinin boynu bükük.
Attıkça atıyorum içime, her gün yenilerini ekliyorum, bir gün bir el dokunur da bütün duyguları yeniden kalbimden çıkarır diye...
Bi de insana en çok dokunan canım diye sevip sardığın gözünden gönlünden sakındığın adam gibi adam sandığın eloğlunun basit hareketler, şaklabanca tavırlar takınması...
Ulan diyosun ben bu herifi mi sevdim yani? Bunun için mi ölmedim de süründüm? Bunun için mi gecelerim gündüzlerime karıştı? Bu muydu lan? diyosun.
İçin eziliyo, hani böyle mideden aşağı bi sıcaklık vurur ya; o da öyle akıp gidiyor.
Ama bu gerçeklerin hiç biri o günden güne büyüyerek çoğalan ağzına sıçtığımın özlemine çare olamıyor...
Konudan konuya atladım evet, ama kafamdaki düşünceleri bi nebze dışavurum şeklinde yansıtmaya çalışmam lazım geliyordu...
O kadar saçma ve sapanım.
Alışmaya çalışmak siye bi şey yok, alışmak zorundayım...

0 yorum:
Yorum Gönder