Al bak, huzursuz olacağım tuttu yine. Hem de durduk yere.
Boğazımda bir şey oturuyor sanki ama bu da durduk yere.
Hem insan kendini bilmez mi canım, hayret bi şey...
Neyse,
bugün kendimi geliştirmek adına zerre çabalamadığımı farkettim. Zira her şeyden sıkılıyor olmamın bunda etkisi büyük elbette. Ne yaparsam yapayım sonuna gelmeden gözümde cazibesini yitiriyor. Bazen bunca senedir aynı işi yapıyor olmama bile şaşırmıyor değilim hatta. Bunun sebebi çocukluk dönemimde ailemin vermiş olduğu rahatlıktan mı yoksa kişilik özelliğimden mi kaynaklanıyor onu bilmiyorum ama sinir bozucu oldugunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Hırs denen duygudan muaf tutmuş yaradan beni. Toplu iğne başı kadar bile hırslı değilim. Bu hırs her açıdan geçerli. Ne okul hayatımda, ne ilişkilerimde, ne kariyerimde... Öyle de boktan bi durum yani.
Bu hırssızlığın en büyük zararı insanın kendine dokunuyor zira kariyer açısından ele alacak olursak senin yıllarca mütevazi olmak için azla yetinmece diyerek geldiğin noktaya adam zart diye geliyor falan.Hoş şeyler değil tabi.
Bir hevesle 345654 tane kursa başlayıp karnım ağrıyor, sular kesildi, elim yatkın değil, armudun sapı,üzümün çöpü diye bırakmışlığım da olmadı değil. Şimdiye o diplomaları alsam ortalığın dibine koyardım. -Bir ara kurslarımdan da bahsedebilirim bittabi. -
Hoş, sıkıcı da değilim aslında. Üstelik evin ablasıyım. Bu ergen tripleri neden onca çocuk dururken bende can buluyor o kısım muamma...
Çok anneci ya da babacı da değilim hatta hiç değilim, ama onlarsız da yapamam. Nereye gidersem gideyim bi mızmızlanma bi huzursuzluk olur içimde. Ha, annemle hiç anlaşamayız o ayrı.
Bazen ayrı evim olsa diye mırıldanırken böyle bi durumun ancak rüyalarda olabileceği gerçeği çarpıyor gözüme halbuki erkek kardeşim benden yaşça küçük olmasına rağmen evini ayırmışken...
Demek ki iş yaşla bitmiyor arkadaş onu anladık da neden yani, heves etmişim ne var.
İşte durum böyle olunca küçük emrah'a bağlıyorum. Sonra aklıma o aptal geliyor ağlaya ağlaya sızıyorum falan. Bazen ona o kadar ihtiyacım oluyor ki, moralim bozukken saatlerce konuşurduk çünkü. Her moralim bozuldugunda alıyorum telefonu elime paragraflarca mesaj yazıyorum göndermeyeceğimi bile bile.
Zira telefonun gelen mesajlarından çok taslak klasörü benim boktan duygularıma ev sahipliği yapıyor.Hoş, zaten hiç aklımdan çıkmıyor. Söverken bile seviyor insan.
Çok özledim.
Aramak istiyorum.
Nasıl olduğunu bilmek, sesini duymak istiyorum.
Normal iki insan gibi iki kelam edelim istiyorum.
Kısacası çok merak ediyorum.
Ama cesaret edemiyorum...
Sonra yine karanlıkta kalıyorum.
Bu kısır döngünün içinde yuvarlanıp duruyorum...
Eylül 13, 2011
Bazen; ne yaparsan yap, olmuyor bazen...
bir garip just not found. zaman: 14:37
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

8 yorum:
hey allam.
sil taslakları, herşeyi.
unut gitsin.
üzmesene canını.
:)
:))
güldüğüm için affet ama, dedim acaba kardeş olabilir miyiz :) kendimi buldum satırlarında. O kurslar var ya ömrümü yedi, gitmediğim kalmadı sanırsam. Ev mevzusunu hele hiç açmayaydın keşke, yaralarım depreşti :)
@deeptone: bi de kendime eziyet olsun diye açıp arada okudugum oluyor hüngür hüngür ağlamak için, manyak mıyım neyim bilmiyorum :)
@suvebeyaz: yo yoo estagfrllah :)
aksine, sen böyle dedikçe yalnız olmadıgımı hissediyorum :)
bakma sen duygusala bağlasam da ağlanacak halime ben de gülüyorum.
Artık baktım hiç bir istediğim olmuyor ben de bakmamaya başladım zira düşündükçe raydan çıkıyorum, kısmet :)
yapma işte.
sil ilgili herşeyi.
:)
at çöpe.
ya yaa, demesi kolay :)
o da olur inşallah tabii =)
mimci geldi.
:)
itinayla mim cevaplanır :D
Özlüyorsan sana engel olan ne pişman olmak mı?Böylede pişman olmayacağın ne malum.
Yorum Gönder