Bizim de bir hikayemiz vardı, hikaye denebilirse tabii...
Sanırım hikayeden ziyade -hik- olarak kaldı :)
Ya da hikayemizin soundtrack'i çoban yıldızı olmasından mütevellit düz yolda ilerleyeceğimize kendi eksenimiz etrafında itinayla ters döndük birbirimize yetişemedik...
Hayatta yapmam diye ayak direttiğim şeyler vardır benim, asla asla diyip de zamanı gelince bi güzel lafımı yediğim...
Hatta vaktinde dalga geçmişliğim başıma gelince de tabir-i caizse mala bağlamışlığım...
Bizim yolumuz bundan bir buçuk yıl önce malumunuz bulunduğumuz çağın şartlarına uygun olarak kesişti... Hep eleştirdim ama aynı boku kendim yedim...
Başlarda ne kendisinden ne esprilerinden hiç hazzetmedim dolayısıyla aklıma acaba mı' yı bırak ihtimali bile getirmedi,öylesine geyikti sözde.. Bendeniz bugünlerimden habersiz bir asarım bir keserim modunda yürüyen barut misali, delifişek gibi dolandım durdum aylarca...
Sevgili odunum kendi çapında gayet kültürlü,düzgün, iyi bi meslek sahibi, okumuş, kendince az buçuk da görmüş ama pek geçirmemiş bi insandı onu da pekiştirdi ve ziyadesiyle benim hayatıma geçirdi...
O değil de; bi mail ya da telefon numarası istemek için kıvrım kıvrım kıvrandığı günleri unuttu tabi. Binbir bahane içinde.. O da bi sorun mesela, elde edince neden cazibesini yitip gidiyor, nasıl bi ego problemidir bu?!
Bu süreçte kendisinin bana olan meylini görmemek için kör olmak lazım gelirdi yani. Ben içimden 'yok yea istemem ben kim böyle görmeden birini sevmek kim' diye mırıldanırken zamanla zaafını iyice açık etti. Arada meyillendiğim olsa da ayağımı frende tutmayı bildiğimi sandım, görüldüğü üzere sadece sanmışım.
Gel zaman git zaman görüşme vakti geldi çattı, aylar sonra görüştük! ben kendime masallar anlatırken meğer sabahın 10'undan akşamın 10'una kadar gezmişiz de ben o ara geçici körlük yaşamışım. Aslında hiç bi şey hissetmeyip ama bütün gün onun yanında olmak istemek falan garip şeyler tabi.
Sonraki günler buluşmaya nerdeyse heidi misali seke seke gidiyordum o ayrı... Yani güzel bi ilişkimiz vardı ama karakterlerimiz huylarımız kişisel görüşlerimiz fikirlerimiz olabildiğince birbirine aykırıydı , bunca zıtlığın içinde hep bi oluru bulduk,tutturduk; ya da tutturduğumuzu sandık...
Huysuzdum, aksiydim, belki fazla kıskanıyordum falan ama hep sevdiğimdendi, insan sevmediğinin niye üstüne düşsün hayret bi şey. Ve hiç kaybetme korkusu da taşımadım ne yalan söyleyeyim.Ben onun minikkuşu o benim koca kafalı küçük prensim, sevgi pıtırcığı ilişkimiz vardı.Çocuk gibiydik,saatlerce konuşur mutlaka gülecek bi şeyler bulurduk, hep inatlaşma yüzünden kavga ederdik beş dakika sonra gönlünü alırdım ikimiz de kin tutmazdık hemen barışırdık...
Neyse işin ciddi boyutu, kendisinin mesleği sebebiyle öyle zırt diye aynı şehirde yaşayamayacağımızdan bi sınava girmesi gerektiği vakit nüksetti... Ben hala hayal aleminden beri gelemesem de işin kol gibi bi gerçekliği vardı. Sözde her akşam olmak üzere aylarca ders çalıştı, ya da ben öyle bildim diyelim...
Sınav yaklaştıkça üstündeki baskıydı, stresti arttı. Neticede tek çıkar yol vardı...
İlişkimiz yıllarca falan sürmedi ama bu süreçte psikopat kurallarım dışında sınav yüzünden hiç baskı yapmadım, dünyanın sonu değil ya! hem o da android değildi ki bu olmasa sonra olurdu...
Neyse, hakkını yiyemem gelmesi gitmesi değer vermesi ilgi göstermesi sevgisini hissettirmesi -ya da benim öyle sanmış olmam- güzeldi hepsi.
Milyonlarca hayalin arasında bi akşam aldığım mesaj tepetaklak etti, ben yine laylaylom şinanay modundayken olmayacağına, sınavı kazanamayacağına, gelemeyeceğine ve yürümeyeceğine dair bi mesaj attı.Evet, kıçı kırık bi mesaj... Mesajın her kelimesi beynimde elbette. Ondan sonrası tamamen kördüğüm, onu tekrar kazanmak için bi ip üzerinde yürümediğim kaldı. Ayrılığı bi türlü kaldıramadığımdan salaklığıma tur bindirip onsuz yapamayacağımı alenen söyleyip onu tahterevallinin başına kendimi de kıçına koydum. Sonra bi süre böyle devam etti, istedim geldi aradım dinledi ama hep burun kıvırdı hep olmayacağını ima etti, sonra ipleri eline almasından olsa gerek hakaretler işittiğim sözleri ne kadar görmezden gelsem de bi gün duyduğum bi laf o gün yeter artık diyip tamamen bıçak gibi kesip atmama sebep oldu...
Belki hırs, belki özlem, belki gerçekleşmeyen hayallerden belki de hepsi çok sevmekten; bilmiyorum...
Çünkü hiç kimseye bu fırsatı vermedim, çünkü kalbimi böyle açmadım, çünkü hiç ağlayıp zırlamadım, çünkü bu kadar duygusala bağlamadım, çünkü gururumu şimdiye dek kırmadım eğer bunun adı buysa...
Ve hiç kimse bunun yaptığını bana yapmadı, böyle saçma sapan, ufacık çocuğun dahi inanmayacağı bi bahaneyle çekip gitmedi...
Dedim ya öyle aman aman bi hikayem yok benim, sadece yüreğimde sevgim, kimseye ifade edemediğim duygularım ve zaman zaman nükseden özlemim var. Hepsi bu kadar.
Hiç kimse bilmez hissettiklerimi, burda yazdıklarımı, aklımdan geçenleri hiç bişey bilmezler. Etrafa saçtığım ufacık bi tebessümle her şey yolunda zannederler.
O bile...
Yazarken iyiydi de sona gelirken insan yaşadığı acıları anımsayınca delirir gibi oluyor, bi daha o günlere dönme hayali bile ürkütüyor.
Açıkçası bu postu yazarken kaç saat geçirdim bilmiyorum, ama hem ağlayıp hem gülmek arada bir öfkelenip silmek falan yaklaşık bi üç dört saatime mâl oldu...
Her ne kadar onsuz yaşayamayız desek de bal gibi de yaşanıyor, ha eksik ha fazla ama yaşıyorsun ömrün sen farkında olmasan da akıyor. Hem ne akan zamanın ne de yaşadığın ömrün umrunda dahi değilsin, insanların bencilliği neyse de hayat bencilliğiyle sana zaten dersini veriyor, zaman akıp gidiyor ve sana hiç acımıyor.
Kendimi suçlamaktan , yaşadığım acıyı her daim taze tutma çabasından, onsuz yol alamamaktan aylardır hiç bir yol katedemedim, o ise belki de çoktan zirve tırmanışında...Kimbilir...
Sevgili ben;
Kendi yolunda yalnızlığında verdiğin kararlarda mantıklı olmaktan başka temennim yok.Artık senin için endişelenmek yerine gurur duymak istiyorum. Kendine gelmeni ve bundan sonra kendini üzmemeni diliyorum.Derin bi nefes alıp etrafına da göz atmanı, hiç olmazsa senin için çırpınan insanlara şöyle bi bakmanı rica ediyorum...
Ha unutmadan; yalnızlığının tadını çıkar, zira senden başka kimse seni toparlayamayacak...
Ve dilerim; gün gelir devran döner, herkes hakettiği hayatı bulur...
-mutsuz son-
*Yazmış olduğum post sağlıklı insanı kör eder resmen,şuursuzca yazdıkça yazmışım.
Ayrıca bu hikaye; kişi, kurum ve kuruluşlarla hiç bir bağlantı kurmayıp tamamen hayal ürünü olmaktan öteye gidememiştir.
Eylül 21, 2011
özetle.
bir garip just not found. zaman: 23:59
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

14 yorum:
Sana bu konu ile ilgili yazmanı yasaklayacağız o olacak sonunda=). Yavrum, kuzum geçmişi geçmişte bırak sana hiç fayda sağlamaz. Ben sırf geçmişi geçmişte bırakamıyorum diye deprsyon tedavileri gördüm, hayatın dibini gördüm. O zaman değerini anladım.
Bence gerçeğin ta kendisidir yazdıklarınız..
kuccukkurba sen yazdıkça benim içimdekiler dökülüyo ya :)
dilerim bir an önce geçer herşey.
ayrılmak birlikte olmak kadar doğal ama ayrılığın istemsizi ve senin kararının dışında meydana gelmiş olması kötülük hissi yaratıyor insanda.
hani her şey esasında mükemmelmiş de birden bozulmuş gibi hissediyor insan sıcağı sıcağına ama sonra anlıyorsun ki zaten çatırdamış bir yerlerde ya da çatırdamaya yüz tutmuş, birden yıkılıveriyor.
ayrılık bazen güzel bişi, derinden hissedilmesine bağlı :)
@laliş; bunu yapmam gerekiyordu sanırım, zira üstümden hafif bi yük kalktı en miniğinden :)
Canım benim haklısın ama geçmişi kurcalamak bana hiç bi şey vermiyor habire üzüyor lanet olasıca.
@profösör; elbette gerçek, ama keşke olmasaydı da bu kadar acıtmasaydı diyebileceğim kadar gerçek...
@suvebeyaz; inanır mısın benim de yazdıkça acım hafifliyor, şapşal şapşal güldüğüm oluyor bazen inşallah geçecek :)
@Pilli Petro; zaten her şey yolunda giderken bir anda dengenin bozulması insanı bu hale sokuyor, bir de aptal yerine konmak.
Ama dediğin gibi meğer neler varmış göremediğim ve aslında bizi sona yaklaştıran...
Ayrılık çok zor belki ama bazı acıların yaşanması gerekiyor benim de payıma demekki bu düşmüş :)
Hayırlısı, ne diyelim :)
Hayatın getirdikleri, İnsanoğlunun yaşattıkları küçük kurba.
Oyun başlıklı yazımda da anlattım ya...
Yazgımız yazılmış ve bizler de oynuyoruz.
Haa! Biri oyunun kuralına göre oynuyor, diğeri de sek sek sekerek.
Ve...
Bir gün oyun bitiyor, maskeler düşüyor, makyaj akıyor.
İşte SEN, işte O..Her ikiniz de yaşıyorsunuz ve hayat devam ediyor.
sevgili balık inan ki her şeyi teoride bilip de pratikte uygulayamamak nasıl bi salaklıktır bilemiyorum :)
Kuralına göre oynuyorsa bile kimsenin ahı kimsede kalmıyor gün geldiğinde bunun da hesabını bi şekilde veriyor olacak gerek bana gerekse Allah'a ;)
Hayırlısını istemekten başka yapabileceğim bi şey kalmadı artık, kısmet :)
anlatım tarzına bayıldım.Aslına bakarsan yaşadıkların acı, ama satırlarına öyle güzel düşmüş ki, bayıldım.
önemli olan ne biliyor musun?Düşünmemek;değse de değmese de düşünmemek.
Düşündüğün için canın yanıyor.
teşekkür ederim sevgili balık :)
Haklısın sanırım, ah keşke becerebilsem...
Tek dileğim kendimle hesaplaşmaktı bu yazıyı yazarken, her ne kadar rahatlatsa da bi yerde boğazın düğümleniyor.Nasıl bi psikolojiyse...
:)
sevgili kurba
bazı şeyler yaşanmadan bilinmiyor, bunun için kendini üzmene gerek yok bence ama asıl gücüne giden sanki seni böylesine terk etmiş olması! sadece bir mesajla
anladım. evet bitmiş işte. biraz fazla şey yüklemişsin ilişkiye. sen daha yoğun yaşamışsın. bir de, baştan söledin ya, aykırılık çoktu diye. o kilit nokta zaten.
yazdın ve artık unutmaya başla bu ilişkiyi.
:)
ve hiç konuşma onunla.
bu kadar üzüntüden sonra.
herbiRenk; kesinlikle haklısın, zoruma giden böyle basit şekilde nihayete erdirmesi. Belki böyle olmasa bu kadar koymayacaktı, kimbilir..
deep; zaten sanırım ben kendi hayal dünyamda yarattığım çizgiden öteye götürememişim onu zira hala o bunu yapamaz ona yakıştıramıyorum diye bıdı bıdı etsem de insanoğlu işte yapıyor, kaldı ki hiç kimse aynı kalmıyor ne kadar tanırsan tanı.
Ve kesinlikle haklısın belki aramızdaki tezatlıklar bugün problem olmayacaktı ama ilerde çok büyük sorunlara yol açacaktı..
Belki de doğru bi karar kim bilir.
Neyse, neticede iyiye doğru gidiyorum.
Çok şükür :)
hıh dedim tam ben aynısı ya aynısı bukadar olur.bazen bizi üzen adamların aynı kişi olmasından şüpheleniyorum bizde sınav zamnaı ayrıldık.sınava bağladı çok stresliymiş düşünmesi gerekiyormuş ama beni seviyormuş:( yalan gelmeyecek dönmeyecek.bizde böyle acımızla kıçımızın üstünde oturucaz.okurken hıçkırıklarla ağladım.zira benim üç hafta oldu daha ayrılalı.kendine yazdığın notu ben kendimede yazdım okyorum anlıyorum ama uygulayamıyorum küççük kurbam :( nolucak böyle ne zaman geçicek bu lanet süreç? ne zormuş terkedilmek.
kuzucum kiyamam ben sana, inan seni cok iyi anliyorum.ayni kisi olmasalar da karakter olarak malesef aynilar hep bencil hep sorumsuz...
Acilarimizi o kadar taze tutuyoruz ki kendimize firsat dahi vermiyoruz ve bu yükün altinda eziliyoruz.
Ah, ne desem bos inan ki bu üzüntü çekmeden gecmiyor.
Bizim tek hatamiz bencil adamlari başimizin üstüne koymak oldu :( kolay gecmeyecek belki ama, gececek balim.. üzülme :(
Yorum Gönder